21 Aralık 2012

Askere Thy Uçak Bileti Bedava


Er ve erbaşlara uçak bileti bedava

21. Aralık 2012
Milli Savunma Bakanlığı er ve erbaşların dağıtım, terhis ve askere gidiş uçuşlarının bedava olmasına ilişkin sözleşmeyi imzaladı.




Milli Savunma Bakanlığı'ndaki törene, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da katılırken, protokolü, Tedarik Daire Başkanı Tuğgeneral İsmail Gümüştekin ile Thy Genel Müdürü Temel Kotil imzaladı.

İmzaların ardından konuşan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ''Thy ile yapılan sözleşmeyle mevcut havaalanları kullanılarak erbaş ve erlerin tespit edilen 142 güzergah üzerinden uygun fiyatlarla özel havacılık firmalarına ait uçaklardan da istifade ile taşınması sağlanacaktır. Protokol kapsamında tahmini olarak 250 bin erbaş ve erin taşınması planlanmaktadır'' dedi.

Yılmaz, uygulamanın 28 Aralık'ta başlayacağını ifade etti. İlk defa birliğine katıldığı zaman, terhis olduğu zaman Mehmetçiğin hiçbir ücret ödemeyeceğini belirten Yılmaz, dağıtım izni olduğunda da hiçbir ücret alınmayacağını söyledi.

Yılmaz, yönetmelik değişikliği yaparak izne çıkarken de uçak için ücret ödenmemesi için çalışma yapıldığını açıkladı.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım da ''Askerlerimiz rahatlıkla belirli noktalara çok daha kısa sürede, konforlu bir şekilde birliklerine en yakın noktaya ulaştırılabilecekler. Kabul toplama merkezlerinden sevkıyatlarda herhangi bir bölge, nokta sınırlaması söz konusu olmayacak'' diye konuştu.

2 Kasım 2012

SERGİYE GİDEBİLMEK İÇİN SERGİ AÇTILAR

İstek: Çok insani Çaba: İnsan ötesi Kazanç: 200 TL

Dün, Osmaniye'de, Abdurrahman Keskiner Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi resim bölümü öğrencilerinin Fransız Ressam Claude Monet'in İstanbul'daki sergisine gidebilmek için, yol masraflarını karşılamak amacıyla açtıkları sergi haberini yayınladık. Haberin ardından Hürriyet Dünyası’ndan Şermin Terzi, bu azimli gençlere ulaştı ve hikayelerini dinledi. İşte bir şehit kızı olan Gizem Tıraş’ın önderliğindeki çalışmanın ortaya çıkış hikayesi.

Sıradan insanların, sıradışı hikayelerin hayata direniş manifestosuna dönüştüğü bir ülke burası. Tam hamasi söylemlerle ruh katran karasına döndü derken, işte böyle gençlerin hikayesiyle inanç tazeleyen bir ülke. 

Kim mi o gençler?  Osmaniye Abdurrahman Keskiner Güzel Sanatlar Lisesi 12-R sınıfının 17 yaşındaki 29 öğrencisi. Sanat galerisi bile olmayan bir şehirde, sanat okumayı tercih edip, devrimin âlâsını yapan devrimci gençler.

Hikâyeleri, resimlerine hayran oldukları Fransız ressam Claude Monet'nin İstanbul Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisine gitmek istemeleriyle başladı. Ama yolu karşılayacak paraları bile yoktu. "Yardım istesek" dediler. Genç resim öğretmenleri Hakan Çebi, "Yardım istemek bize yakışmaz. Resim yapın, sergi açalım satılırsa emeğimizle gidelim” diye karşı çıktı.
Başı kim çekti biliyor musunuz? Babası o daha doğmadan 16 gün önce şehit olan ama hayata sanat aşkıyla tutunan Gizem Tıraş.

SERGİYE GİDEBİLMEK İÇİN 
SERGİ AÇTILAR

“DALI VE VAN GOGH’A GİDEMEDİK”
Gizem diyor ki, “Salvador Dali geldi gidemedik, Van Gogh sergisi geldi yine gidemedik. Bu bizi derinden üzdü. Monet sergisinin geldiğini duyunca, ne yapıp edip buna gideceğiz diye inat ettik.” 
Gizem, sınıftaki bütün arkadaşlarını organize etti. Sabah 3’lere kadar arkadaşlarıyla kimi kara kalem, kimi sulu boya, kimi akrilik 100’e yakın resim yaptılar. Resimleri yaptılar yapmasına ama sergileyecekleri bir salon bile yoktu. Resim öğretmenleri şehirdeki Osmaniye Park 328 alışveriş merkezinin kapısını çaldı ve yer konusunda yardım istedi.
Ve o gençler, tam da Atatürk’ün gençlerine yakışır bir şekilde, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda sergilerini yetiştirdi. Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, tesadüfen oradan geçerken bir Atatürk portresi satın aldı.

200 LİRA KAZANABİLDİLER
Şu ana kadar sadece 200 lira kazanabildiler. Sadece seyahat masrafları bile 4 bin lira tutuyor. Gizem, “Osmaniye gibi bir yerde resim satamayacağımızı biliyoruz ama başka çaremiz yok. Ama ümit etmek istiyoruz” diyerek pes etmeyeceklerini ısrarla söylüyor. 
Zaten bu yüzden, kimi arkadaşları okula devam ederken, kimi resimlerin başında dönüşümlü nöbet tutuyor.
Bu haberi ilk yayınladığımızda, “Çanakkale Şehitliği’ne gitmişler mi ki, Monet sergisine gitmek istiyorlar” diye eleştirenler… Size cevabı yine şehit kızı Gizem versin: “Türkiye’de her gün terör olayları oluyor. Ben terör yüzünden babamın yüzünü bile görmedim. Terör olmasa başka sorunlar hep var. Okulum bir kireç fabrikası yanında. Onun yüzünden iki arkadaşımızdan biri astım hastası neredeyse. Ama biz hayatı ve renkleri seviyoruz. Monet gibi ressamlar da bize hayatın renklerini ve güzelliğini en iyi hissettiren sanatçılar. Biz o yüzden ne sanattan, ne de hayattan hiç vazgeçmeyeceğiz!”
Monet, hayatının son dönemlerinde katarakt nedeniyle o nefis renkleri artık göremez olmuştu. Ama yıllar sonra bambaşka bir coğrafyada, bambaşka gözler, gönüller onun da ruhunu yad ederek hayata ve renklere işte böyle asılıyor. Siz de bu gençlerin hayatına bir renk katmak isterseniz, resim öğretmenleri Hakan Cebi’ye mail atın hakancebi78@gmail.com
 

13 Haziran 2012

Anket: Uçaktan inince aklınıza gelen ilk şey


Uzun süredir hayal ettiği tatilinde nihayet arzuladığı yere gelip, uçaktan indiğinizde ilk düşündüğünüz şey nedir?
Cevaplarınızı yorum olarak yazabilirsiniz :)

Belki de sadece turizm fanatiklerini ilgilendirecek bu sorunun cevabını Alman Holidaycheck.de sitesi aradı ve bu amaçla 2.000 turistin katılımıyla bir anket yaptı. Cevap, çoğumuzun hoşuna gitmeyecek türden.

Buna göre iniş sonrası turistin kafasındaki ilk soru (yüzde 34,5): “Nerede hemen bir sigara içebilirim?”

Anlaşılan yolcuların en az yüzde 34,5’i sigara tiryakisi olmakla beraber, saatler önce geldiği havalimanında ve uçak içinde sigara içemediğinden dolayı, önünde bekleyen uzun kuyrukta da sigara içemeyeceği bilinci, uçaktan kafasını meşgul eden en acil sorunu oluşturuyor.

Anlaşılan şu ki, uçaktan ‘inmek’ bile birçok turist için bir yarış halini almış. Tekerler tam durmadan bile koltuğunda ayağa kalkan yolcuları hepimiz hatırlarız. Uçak durduğunda yolcuların yüzde 29,6’sı, “nasıl uçaktan hemen inebilirim” sorusu kendilerine dert oluyor.

Bu cevabı verenlerin cinsiyetlere göre oranı belirtilmemiş ama uçak durduğunda yolcuların yüzde 24,2’sinin kafalarını “rahat bir tuvaleti nerde bulabilirim” sorusu meşgul ediyor.

“Gümrük’te sorun çıkar mı’ sorusunu ise ‘sadece’ yüzde 9,5’i merak ediyor ve ancak yüzde 2,2’si “nerede bir şeyler içebilirim/yiyebilirim” derdine düşüyor.

Şunu da belirtelim: 2.000 yolcudan 121’inin uçak iner inmez “Çok iyi, halen yaşıyorum” demesi, belki de uçuş korkusu yaşayanların toplumdaki oranına iyi bir ipucudur.

Bir dahaki sefer uçaktan inerken, panikleyen, kaba davranan, terleyen veya aşırı heyecanlı birini görürseniz, fazla kızmayın. Bu yolcu yüzde 80 ihtimalle ya sigara tiryakisi, ya acele tuvalet arıyor, ya uçak korkusu var, ya da o kişi sadece ‘siz’ değil.

Ankete göre; Uçakta hostese de tuvalate de gerek yok

Kimisi onları ‘dar alanda kısa garsonlar’, kimisi ‘konforun vazgeçilmez neferleri’ kimisi ise, acil durumlarda hayat kurtaran melekler’ olarak görür. Ancak uçaktaki kadın kabin görevlileri, halk adıyla ‘hostesleri’, herkes vazgeçilmez bulmuyor.

Havayolları şirketleri, ‘ne pahasına olursa olsun’ tasarruf planlarını uygularken, kimiz zaman ilgin fikirlere sahiplik yapıyorlar. Bunların başında kimi zaman her hizmet için ek ücret almak ve mutlak uçağın yükünü hafifletmek geliyor.

Uzun mesafe uçuşlarda her fazladan kilonun, fazladan 10 kilo yakıta mal olduğu düşünülürse, çok da haksız sayılmazlar. Öyleyse soru şu: Bir uçak uzun mesafeli bir uçuşta iki hostes (2 x 50 kilo) eksik çalıştırırsa, ne kadar yakıt tasarruf eder? Basit: 1 ton.

Uçağı hafifletmenin yollarını arayan havayolu şirketleri, bu amaçla farklı bağımsız şirketlere değişik anketler düzenletiyor. Bu tür bir anket düzenleyen şirketlerden birisi de Alman TMS Emnid oldu.

Bu ankete göre, yolcular daha ekonomik bir bilet için değil sadece hostesten, pilottan bile vazgeçmeye hazırlar. Oranlara bakalım:

Alman uçak yolcularının yüzde 32,9’u bu amaçla hostesten vazgeçmeye razılar. Sadece uzun mesafeli uçuşlarda, acil durum için bir hostes yeter diyorlar. Gerisine (örn. Emniyet talimatlarını) videolu ekran ve bir (örn. Yiyecek/içecek) bir otomat yeterli olur.

Yüzde 82’si “az içilen egzotik içkiler kaldırılsın, tasarruf edilsin, 10 kutu domates suyu için 100 kilo ekstra yakıt doğaya ihanet” derken, yüzde 55’i “kısa ve orta mesafe uçuşlarda koltuk arkasındaki dergi ve evraklar bir işe yaramıyor” görüşünde.   

Pilota da gerek yok
Yolcuların sadece yüzde 3’ü “iyi gelişmiş bir oto-pilot teknolojisi ve uygulaması halinde pilota gerek yok” diyor.

Yolcuların yüzde 90’ı, “uçuş mesafesi ne kadar kısa olursa olsun, koltuk şart. Ayakta gitmem” diye düşünüyor.

Muhtemelen çoğu erkek (oran açıklanmadı) yolcuların yüzde 13’ü “kısa mesafeli uçuşlarda tuvalet olmasa da olur” diyor. Ne de olsa bir çok havayolu şirketi b..tan işler için hayli masraf yapıyorlar.

7 Haziran 2012

Türk hava sahasında yer kalmadı

Türkiye'nin kıtaları birleştiren coğrafi konumuna, son yıllarda Türk sivil havacılığında yaşanan gelişmeler de eklenince Türk hava sahası ''iğne atsan yere düşmez'' hale geldi.

Bu yılın ilk 5 ayında, Türkiye hava sahasından her 26 saniyede bir uçak geçerken, söz konusu süreçte, 110 bin 681'i transit üst geçiş olmak üzere Türkiye hava sahasında toplam 500 bin 298 uçuş gerçekleşti.

Türk sivil havacılığı son 10 yılda çok büyük gelişmeler gösterdi. Havayoluyla 1 yılda taşınan yolcu sayısı 33 milyondan 119 milyona çıkarken, sektörün cirosu da 2 milyar liradan, 15 milyar liraya yükseldi. Türkiye'de 10 yıl önce 2 merkezden 25 noktaya tek bir havayolu şirketiyle uçuş yapılırken, havayolu şirketi sayısı 6'ya çıktı. Bu 6 şirket 7 merkezden 47 noktaya tarifeli uçuş gerçekleştiriyor. Öte yandan, 2002'de sadece 60 ülke ve noktaya sefer yapılırken, bugün bu sayı 175'in üzerine çıktı.

HER 26 SANİYEDE BİR UÇAK
Son 10 yıldır Türk sivil havacılığının gösterdiği gelişmeler, Türk hava sahasındaki trafiğine de yansıdı. Geçen yıl Türk hava sahasını yaklaşık her 24 saniye de bir uçak kullandı. Transit üst geçitler de dahil geçen yıl Türkiye'nin hava sahasında 1 milyon 335 bin 185 uçuş gerçekleşti.

Bu yılın ilk 5 ayında da tablo geçen yıldan farklı olmadı. Mayıs ayı sonu itibarıyla yurtiçi ve yurt dışı uçuşlar ile transit üst geçişler de dahil olmak üzere Türkiye'nin hava sahasını kullanan uçak sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 artarak 500 bin 298 oldu. Geçen yıl aynı dönemde Türk hava sahasında 482 bin 495 uçuş gerçekleşmişti. Bir başka ifadeyle 2012 yılının ilk 5 ayında Türkiye'nin hava sahasından her 26 saniyede bir uçak geçti.

Bu uçuşların 110 bin 681'ini transit üst geçişler, 228 bin 930'unu iç hat, 160 bin 687'sini da dış hat uçuşları oluşturdu.
AA

Türkler için Yunanistan’a vizesiz geçiş fiilen başladı

Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki 5 adasına vizesiz geçişlerin startı verildi.

İlk olarak bugün Rodos’a giden Türklere limanda vize verilmeye başlandı. Kısa süre içinde uygulamanın diğer adalara yayılacağı belirtildi.

Yunanistan’ın, Ege’deki adalarına vizesiz girişler için bir süredir Avrupa Birliği nezdinde sürdürdüğü çalışmalar olumlu sonuç verdi. İlk olarak bugünden itibaren Rodos’a giden Türkler’e adada vize verilmeye başlandı.

Yeşil Marmaris Turizm ve Seyahat Acentesi Limited Şirketi yöneticisi İpek Tugay şu bilgileri verdi: "Bugün Rodos’a giden Türklere tek girişlik ve 15 günlük vizeler adada verilmeye başlandı. Türkiye, Rusya, Ukrayna, Belarus, Ürdün ve İran vatandaşlarının Rodos’ta zor durumda kalmamaları için, seyahatten iki gün önce bize pasaportun fotoğraflı sayfasının fotokopisi, gidiş- dönüş gemi bileti, iki vesikalık fotoğraf, Yunan vizesi başvuru formu, otel rezervasyonu ve vize parasının yatırılması gerekiyor. Rodos’ta başlayan uygulama kısa zamanda Midilli, Sisam, Sakız ve İstanköy (Kos) adalarında da başlamasını bekliyoruz. Önümüzdeki haftadan itibaren Bodrum’dan Rodos seferlerimizde başlayacak." İpek Tugay, Marmaris’ten Rodos’a halen sabah 09.00 ve 17.45’te deniz otobüsleriyle seferlerin devam ettiğini ve yolculuğun bir saat sürdüğünü de belirtti.

'TURİZME CANLILIK GETİRİR'
Öte yandan, vizesiz geçiş uygulamasının İstanköy’de de başlaması için bu sabah turizmcilerle, Atina’dan gelen Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüşmek üzere adaya giden Turkish Sea Lines Feribot İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Güven şunları söyledi: "Vizesiz geçişlerin zaten büyük bir ekonomik kriz içerisinde olan Yunanistan ve bize yakın adaların turizmine büyük bir canlılık getireceğini söylüyorduk. Yunan işadamları ve politikacılarla bulunduğumuz her platformda vize kolaylığının getirilmesinin komşu iki ülkenin bölgedeki ekonomisine ciddi hareketlilik getireceğini anlatıyorduk. Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle yapacağımız toplantıda gümrük alanında vize kuyrukları oluşmaması, günübirlik geliş gidişlerde zaman kaybedilmemesi için gerekli önlemlerin alınmasını ve bir an önce Rodos’taki uygulamanın İstanköy’de başlamasını isteyeceğiz. Bodrum’a kadar tatile gelenlerin büyük bir çoğunluğu, Yunan adalarına günübirlik de olsa geçmek istiyor."

'Mülteciyi al vizeyi verelim'
Ekonomik krizin pençesindeki Avrupa Birliği içişleri bakanları bugün Lüksemburg'da biraraya gelerek Türkiye'ye "vize kolaylığı sağlamayı" görüşecek. AB'yi bu adıma zorlayan ise, her yıl binlerce yasadışı mültecinin Türkiye üzerinden Avrupa'ya kaçması.

AB Sınır Koruma Ajansı Frontex'in verilerine göre, geçtiğimiz yıl ekim-aralık ayları arasında Avrupa Birliği ülkelerine 30 bin mülteci yasadışı yollardan giriş yaptı. Yasadışı yollardan Avrupa'ya giden mültecilerin yüzde 75'i ise, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınırı kullandı. Gürcistan'la bile vize müzakereleri yapan Avrupa Birliği, yıllardır Türkiye'nin "vizeyi kaldıralım" teklifini görmezden geliyor.

'VİZESİZ HAYAT' İÇİN YOL HARİTASI
Ekonomik krizin boynunu büktüğü Avrupa Birliği "vize kolaylığı" karşılığında Türkiye'den mültecileri geri kabul antlaşmasına imza atmasını bekliyor. Tarafların anlaşması halinde Ankara "geri kabul" antlaşmasına imza atacak ve karşılığında ilk aşamada vize kolaylığı ve yakın gelecekte de vizelerin tamamen kaldırılması için bir yol haritası belirlenmesi hakkını elde edecek.

SINIRA ÇİT SORUNU ÇÖZMEZ
Türkiye ile vize müzakerelerine yanaşmayan AB'nin bu konuda tavır değiştirmesinin altında ise AB Sınır Koruma Ajansı Frontex'in yayımladığı veriler yatıyor. AB'ye yasadışı yollardan giriş yapan mültecilerin yüzde 75'i Türkiye üzerinden giriş yapıyor. Bu sorunu çözmek için Yunanistan, Meriç kıyısına "çit" çekmeyi uzun süre tartıştı. Ancak Frontex'e göre, Türkiye ile Yunanistan sınırına çit çekilse bile, sorunu çözmek zor. Ankara geri kabul antlaşmasını imzalamadıkça, yasadışı yollardan AB'ye en fazla mülteci bu sınır üzerinden gelmeye devam edecek.

'1 TEMMUZ'A KADAR ÇÖZELİM'
AB dönem başkanlığını 1 Temmuz'da Kıbrıs Rum kesimine devredecek olan Danimarka, haziran ayı sonuna kadar bu konuda bir antlaşma sağlanmasını umuyor. Brüksel'deki diplomatik kaynaklar, Türkiye ile AB'nin ay sonuna kadar bu konuda anlaşabileceklerini belirtiyor.

'VİZE KOLAYLIĞI TÜRKİYE'Yİ ÖDÜLLENDİRMEK OLUR'
Türkiye'ye vize kolaylığı sağlanmasına karşı çıkanlar da mevcut. Almanya'da koalisyon hükümeti ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Partisi'nin AB milletvekili Manfred Weber, Alman Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, "Türkiye AB'yle müzakerelerde son dönemde ilerlemeden çok, geri adım attı. Vize kolaylığı sağlanırsa, Türkiye'nin mülteciler konusunda olumlu adım atacağına inanmıyorum. Türkiye'yi vize kolaylığıyla ödüllendirmek, gördüğümüz resime pek uygun değil" dedi.
Hürriyet