6 Eylül 2010

Böyle olur Phuket Vejeteryan Festivali

Ekim’de Phuket’e gidecekler sakın "seks ve alkol" den bahsetmeyin.

8-16 Ekim arasında Phuket Adası’nda et ile beslenmek, alkol, seks kesinlikle yasak. Zira kutsal vejetaryen festivali başlıyor.

Taylandlıların kutsal şarkısı Maa Song gelecek ay bu halkın Tanrılarını yeniden ete kemiğe büründürecek ve dokuz gün boyunca sokaklar, meydanlar Vejetaryan Festivali’nin etkinliklerine sahne olacak.

Katılımcılar için festival dokuz gün boyunca seks ve alkolden tamamen uzak durmak ve katı bir vejeteryan diyetine sıkıca uymak anlamına geliyor.

Adeta kendinden geçmiş insanlardan oluşan tören alayları, kulakları tırmalayan havai fişekler, trafik kaosu, barışçıl ilahiler, ve vejeteryan beslenme bir tatil adası olarak Phuket’in esrarengiz yanını açığa çıkartacak.

Muhtemelen Phuket’in en çok bilinen beş festivalinin içinde en önemlisi olan vejetaryen kutlamaları 8-16 Ekim tarihleri arasında kutlanacak. Çin asıllı göçmenler de festivalin asli sahipleri olarak 8 gün boyunca sarı bayraklarla tören alaylarına katılacak, kutlamaların liderliğini yapacaklar.

150 yıldan daha eski bir geçmişi olan festival Ada’ya gelen Çinliler tarafından yaratılmış ve o zamandan bu yana aralıksız her yıl kutlanıyor.

8 gün boyunca her sabah ilk iş tören alaylarının sokakları doldurması oluyor. Güneş batarken binlerce genç tapınakların kutsal bölümlerinde bir araya geliyor. Adeta trans noktasına geçtikten sonra bir tür arınma olarak kendi kendilerine vurmaya başlıyor ve sakatlama noktasına geliyorlar.

Trans aşamasına geçtikten sonra çalmaya başlayan maa şarkısı bu gençleri doğaüstü güçlerle donatıyor ve kendilerini yaralayacak darbelerle dövmeye başlıyorlar. Bu uygulamanın, çevredeki diğer insanlardan kötü ruhları çekmek ve onlara şans getirmekle sonuçlanacağına inanılıyor.

Yabancı turistler yaralanmalar sırasında küçük şoklar yaşayabiliyor. Ama yerel halk bu gençlerin adadaki kötü ruhları söküp kendi bedenlerine hapsederek halka büyük bir hizmette bulunduklarına inanıyor.

İşin doğrusu bu kutsal şarkının etkisi ile bir nevi transa geçen gençlerin acı çekmedikleri ve aslında çok da derin yaralar oluşmadığı gözlemleniyor.

5 Eylül 2010

Genel Kurmay sonunda izin verdi, Atatürk Havalimanı genişliyor

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Atatürk Havalimanı’nı rahatlatması beklenen 800 dönümlük askeri arazinin devri için Genelkurmay’la anlaşmaya vardıklarını açıkladı.
Yıldırım, araziyi 300 milyon liraya devralıp, karşılığında ordunun gösterdiği yerlere ihtiyaçlarını karşılamak üzere binalar yapacaklarını bildirdi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Atatürk Havalimanı’na komşu 800 dönümlük askeri arazinin 300 milyon liraya Devlet Havalimanları Genel Müdürlüğü’ne devri için anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Yıldırım, 300 milyon lirayı orduya nakit ödemek yerine, istedikleri noktalara binaların yapımını üstleneceklerini söyledi. Yıldırım, Atatürk Havalimanı’na eklenecek bu alanın daha çok uçak park yeri ve benzeri ihtiyaçlar için kullanılacağını vurguladı.

HER GÜN 3 BİN 300 UÇAK
Binali Yıldırım, THY Genel Müdürü Temel Kotil, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy ve Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu’nun katılımıyla düzenlediği sohbet toplantısında, 7.5 yıl önce gündeme getirdikleri “Havayolu halkın yolu olacak. Türkiye uçacak. Türkiye ve vatandaş uçacak” sloganlarının gerçekleştiğini belirterek, “10 milyon kişi ilk kez uçakla seyahat etme şansı yakaladı. 7 şirket 7 merkezden içerde 45 noktaya uçuyor. Her gün semalarımızda 3 bin 300 uçak dolaşıyor. Biz göreve geldiğimizde 8.5 milyon olan uçakla taşınan yolcu sayısı bu yıl 56 milyona çıkmış bulunuyor” dedi.

ZENGİNLİK YAYILIYOR
Iğdır, Bingöl, Yüksekova ve Şırnak’a havaalanı yapımı için harekete geçtiklerini anımsatan Binali Yıldırım, “Örneğin Yüksekova’ya havaalanı yapmak rantabl mı?” sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı: “Oradaki vatandaş bize, ‘İstanbul’daki vatandaştan ne farkımız var’ diye koruyor. Zenginliği, refahı, imkanları genele yaymak gerekiyor. Dolayısıyla Yüksekova’ya, Şırnak’a havaalanı yaparken ekonomik anlamda kurtarıp, kurtarmadığına bakmayız. Zamanla oralar da kendi ekonomisini yaratır.”

300 MİLYONA ALIYORUZ
Yıldırım, “Atatürk Havalimanı’na komşu 800 dönümlük askeri arazi konusunda Genelkurmay’la anlaşma sağlayabildiniz mi” sorusuna da şu yanıtı verdi: “300 milyon liraya devralmak üzere anlaştık. Parayı nakit ödemek yerine onların istedikleri yerlere istedikleri binaların yapımını biz üstleneceğiz. Böylece Atatürk Havalimanı’ndaki uçak park yeri sıkıntısı benzeri sorunlar çözülecek.”

3’ÜNCÜ PİST ARAYIŞI VAR
Yıldırım, “800 dönümlük askeri araziyi aldığınızda Atatürk Havalimanı’na bir pist daha eklenmesi söz konusu olabilecek mi” sorusunu ise, “Üçüncü pist için o araziden bağımzız arayışlarımız var. Eğer uygun bir formül ortaya çıkarsa, o zaman üçüncü pist yapımını gündeme getirebiliriz” şeklinde yanıtladı.

ÜÇÜNCÜ HAVAALANI OLACAK
Binalı Yıldırım, “İstanbul’a üçüncü havalimanı Silivri’ye mi olacak” sorusu üzerine de şu değerlendirmeyi yaptı: “İstanbul’a üçüncü havalimanı gerekiyor, yapılacak. Ancak, yeri konusunda henüz kesin karar verilmiş değil. Silivri de seçenekler arasında.” (Habertürk)

4 Eylül 2010

85 bin sahte ve kaçak içki düzenlenen baskınla ele geçirildi

85 BİN ADET SAHTE İÇKİ OTELLERE DAĞITILACAKTI

Antalya'da turistik otellere dağıtılmaya hazırlanan 85bin sahte ve kaçak içki düzenlenen baskınla ele geçirildi.

04 Eylül 2010 Cumartesi - Antalya İl Jandarma Komutanlığı yönetiminde Antalya, İzmir, Samsun, İstanbul, Mersin, Bursa, Adana, Muğla, Eskişehir, Niğde, Kars illerinde sahte ve kaçak içki operasyonu düzenlendi.

Türkiye'nin bir numaralı sahte içki üreticisi olarak gösterilen C.T'nin liderliğini yaptığı çeteye yönelik operasyonda 13 kişi gözaltına alınırken, 85 bin şişe sahte ve kaçak içki ele geçirildi. Şüphelilerin sahte viski, votka ve cinin üzerine gümrükle ithal edilmiş gibi sahte belgeler koyup, Antalya'daki turistik otellerde dağıtmaya hazırlandığı kaydedildi. Çetenin sahte içkileri Hindistan'dan getirdiği öğrenildi. ( haberciniz )

2 Eylül 2010

Yurtdışı seyahati planlıyorsanız, önce muhakkak bir doktora başvurun

‘Bana bir şey olmaz’ demeyin, bekleyen riskler büyük.
Jet-lag batıdan doğuya artıyor

Uçakla uzun mesafe seyahat edenlerin en büyük problemi jet-lag durumu. Batıdan doğuya artan jet-lag etkisini azaltmak mümkün.

Uluslararası yolculuklarla ilgili riskler yolcunun durumu (yaş, cinsiyet, sağlık durumu vs.) ve yolculuğun özelliğine (Güzergah, amaç, süresi vs.) göre değişiyor. Uygun zamanda alınmış koruyucu tedbirler ve özel önlemler, beklenmedik ve kötü sağlık risklerini azaltırken, seyahatlerin de daha rahat geçirilmesine yardımcı oluyor.

Seyahate çıkanların en çok merak ettikleri konuların başında jet-lag sorununu nasıl aşacakları geliyor. Araştırmalar özellikle bu durumun batıdan doğuya doğru, gündüz uçuşlarında daha çok ortaya çıktığını gösteriyor. International Hospital Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hande Aygün, Jet-lag olarak bilinen rahatsızlığın, uzun süreli okyanus aşırı uçak yolculuklarında ortaya çıktığını belirtiyor. Uçakla dünyanın zaman dilimleri geçilirken insan vücudu bu hızlı zaman değişimine adapte olamıyor. Bu rahatsızlığın başlıca belirtilerini şöyle sıralamak mümkün:

- Aşırı yorgunluk
- Uykusuzluk
- Mide ve baş ağrıları
- Oryantasyon bozukluğu
- İştahsızlık

Bu durumlarda, yolculuk öncesi iyice dinlenmiş olmak, yolculuk öncesi ve sırasında bol sıvı tüketmek ve yağsız hafif yiyecekler yemek, alkol tüketimini azaltmak, gidilecek zaman dilimine kendimizi mümkün olduğunca çabuk ayarlamak (yemek saati, uyku saati) bu durumu hafif şekilde atlatmamıza yardımcı olacaktır.

Seyahat için öneriler

-Uzun süreli yorucu seyahatler kişilerin vücut direncini düşürür ve hastalık kapma riskini artırır. Bu nedenle kişilere seyahatleri sırasında multivitamin, ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar bulundurmaları öneriliyor.
- Alınan koruyucu ilaçların reçetelerini ve yapılmış zorunlu aşıların (sarı humma, meningokok, vs.) aşı kartlarını da yanlarında bulundurmaları gerekir.
- Seyahatlerde kalabalık ortamlarda bulunma griple karşılaşma olasılığını da artırır. Özellikle 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar mutlaka yolculuk öncesi grip aşılarını yaptırmalı.
- Seyahatler sırasında farklı mutfak kültürleri tanıma isteğiyle birlikte çeşitli sağlık problemleri yaşayabilirsiniz. En sık problem ishal. Bu problemle karşılaşmamak için dışarıdan yenilen yiyeceklerin temiz olduğundan emin olunmalı.
- Tatil yörelerinde kremalı yiyecekler, protein içeriği yüksek, özellikle tavuk ve yumurta, dondurma çabuk bozulma ihtimali olan gıdalardan. Dikkatli tüketilmeli.
- Araç tutma sorunu yaşayan kişilerin seyahatleri esnasında yeme-içme konusunda hassasiyet göstermeleri gerekir. Çok yemek veya hiç yememek rahatsızlığı artırır. Hafif gıdalar tüketmek ve su içmek rahatlatıcı olur.
- Uçak seyahatleri esnasında kanat üzerinde veya cam kenarında bir koltuk talep etmeleri ve araç tutması ile ilgili torbaları her zaman kolayca ulaşılabilecekleri bir yerde saklamaları gerekir. Araç tutmasını önlemek için gerekirse yolculuk öncesi ilaç alınabilir.

Uzakdoğu'ya gidiliyorsa ishale dikkat

Uzakdoğu ülkelerinde sıklıkla karşılaşılan sağlık problemlerinin başında turist ishalleri geliyor. Hastalığın ana kaynakları arasında şunlar var:

• İyi yıkanmamış veya kirli sularla yıkanmış, açıkta satılan yiyecekler.
• Hijyen şartlarının iyi olmadığı yerlerde açık sular veya açıkta satılan yiyeceklerden kaçınılmalı ve sık sık eller uygun şekilde temizlenmeli.
• Turist ishallerinde sıklıkla mide bulantısı, kusma ve ateş, ishale eşlik eder.
• Tedavide yapılması gereken en önemli şey, kaybedilen sıvının yerine konması.
• Sıvı kaybı az ise ağız yolu ile, çok ise damar yolu ile kayıp yerine konmalı.

Sıtmada Afrika, Hindistan ve Güneydoğu Asya riskli

Diğer önemli bir sağlık problemi de tüm dünyada yaygın görülen sıtma hastalığı. Sıtma sivrisineklerle bulaşan, ateş yüksekliği ile seyreden parazitik bir hastalık. Sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde bulaşma mevsimi boyunca özellikle geceleri sinek ısırmalarına maruz kalan tüm yolcular sıtma riski altındadır. Daha sıklıkla Afrika’da görülse de, Hindistan’ın kırsal kesimleri ve Güney Doğu Asya (Vietnam-Tayland-Kamboçya) da sıtma yönünden riskli bölgelerdir.

- Hastalık kapıldıktan sonra sıtmanın ortaya çıkması 7 gün ile aylar arasında bir süreyi bulabilir.
- Hastalığın ilk ve en önemli klinik bulgusu ateş olduğundan, riskli bölgelere seyahat edenlerin her ateşli hastalığında akla sıtma gelmelidir.
- Hastalık tanısı, ateşli dönemde hastadan alınan kan örneğinin incelenmesi ile konur.
- Kişiler gidecekleri ülke ve bölgeye göre sıtma yönünden risk bulunup bulunmadığı konusunda bilgi almalı.
- Sıtmaya karşı henüz geliştirilmiş bir aşı olmasa da, hastalığa karşı korunmada birtakım ilaçlar var.
- Hastalığın kuluçka süresinin uzun olması nedeniyle, bu tip ilaçların yolculuk sonrası 3-4 hafta daha kullanılması öneriliyor.
- Kişi sıtmaya karşı koruyucu ilaçlar alsa bile sinek ısırıklarından mümkün olduğunca kendini korumalı.
- İlaçlar tam koruma sağlamayabilir.
- Bunun dışında sarı humma, dang ateşi gibi sivrisineklerle bulaşan pek çok tropikal hastalık bulaşabilir.
- Bu nedenle de bu tür riskli bölgelere gidecek kişilerin yanlarında sinek kovucu losyonlar, uzun kollu tişörtler, cibinlikler götürmeleri önemlidir.

Enfeksiyon hastalıkları uzmanına danışmak şart

Gelişmekte olan ülkelerden birine seyahat etmeyi planlayan kişi, yolculuktan önce mutlaka bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına danışmak gerekiyor. Başvuru özellikle de aşı gerekiyorsa geziden tercihen 3-4 hafta önce yapılmalı. Çünkü aşıların koruyuculuk oluşturması için en az 10-15 günlük bir süre geçmesi gerekiyor. Ancak son anda ortaya çıkan seyahat durumlarında bile dikkat edilecek noktalar açısından hekime danışmakta fayda var.

Hekim kişinin yaptırması gereken aşıları belirler, sıtma açısından koruyucu ilaç alıp almamasına karar verir. Bazı hastalıkların belirti vermesi uzun süre alabilir. Bu nedenle riskli bölgelere seyahat eden kişilerin ateşli hastalık durumlarında hekimlerini seyahatleri konusunda bilgilendirmeleri oldukça önemlidir.

Kişilerin gidecekleri bölgelere göre yaptırmaları gereken aşılar farklılıklar gösterir. Tetanoz-difteri, sarı humma, hepatit A, B, grip ve zatürre aşıları sıklıkla önerilen aşılardan. Genellikle aşı sonrası hafif kırgınlık, halsizlik görülebilir. Ciddi allerjik reaksiyon görülmesi oldukça nadirdir. Fakat aşı içeriğindeki etkenlere karşı kişinin alerjisi varsa bu durumlarda kişi aşı yaptırmamalı. Bu da en çok yumurta proteinine karşı görülür.

Genel bir öneri olarak yumurtaya karşı şiddetli alerjik reaksiyon gösteren kişilerin içeriğindeki yumurta proteinlerinden dolayı MMR (Kızamık, Kızamıkçık Kabakulak), Sarı humma, grip aşılarını yaptırmamaları gerekiyor. (Hurriyet.com.tr)

Popüler alternatif turizm trendleri ( Hayalet Turizmi, vs.)

Sayısız tatilci sadece dinlenmek, plajda yatmak veya güneşlenmek istemiyor. Alternatif turlar büyük rağbet görüyor.
Bir İngiliz seyahat şirketinin yaptığı araştırmaya göre, alternatif tatil arayanların sayısı giderek artıyor. İşte son dönemlerde en çok öne çıkan yeni alternatif turizm trendleri:

Afet bölgesi turizmi
Bu tatilciler, özellikle sellerin, tayfunların veya yanardağların vurduğu bölgeler gidip, doğal afetlerin bıraktığı izleri görmekten hoşlanıyor ve bunun için risk alamaya hazırlar. Son dönemlerde bu konuda özellikle ABD’nin New Orleans bölgesi, İzlanda ve güneydoğu Asya bölgeleri çok ilgi gördü.

Hayalet turizmi
Sıkça ruhların veya hayaletlerin görüldüğü bölge ve evleri özellikle internet ortamından araştıran bu tatilciler, soluğu seyahat acentalarında alıyor. Bu talebi iyi değerlendiren sektör ise, bu konuya odaklanan seyahat ilanları veriyor. Bu alanda ABD, Kanada ve Avustralya’daki kimi terk edilmiş yer altı maden ocakları, perili evler ve terk edilmiş kasabalar ön plana çıkıyor.

Karanlık turizm
İnsanlık adına çok kötü şeylerin gerçekleştiği, toplu katliamlar veya suçların işlendiği yerler, halen milyonların seyahat hedefini belirliyor. Polonya’daki eski Nazi toplama kampları, Kamboçya’daki eski ‘Ölüm Tarlaları’, Ruanda’da soykırım yaşanan bölgeler, Liverpool kentindeki ‘Kölelik Tarihi Müzesi’ ve 9/11 saldırılarının yaşandığı New York’taki sıfır noktası, bunların başında geliyor.

Pop-Kültür turizmi
Bu tarz alternatif turizm, diğerlerine göre çok daha masum. Ziyaretçileri, kendileri için çok şey ifade eden efsane isimlerin peşinde seyahat ediyorlar. Ünlü Beatles grubunun ayak izlerini takip edenler, Jamaika’da Bob Marley, ABD’de Kral Elvis’in izlerini arayanlar ve ‘Yüzüklerin Efendisi’ filminin çekildiği Yeni Zelanda’ya gidenler, bu grubun en büyük müşteri kitlerini oluşturuyorlar.

Tatilciler dikkat: Moskova içkiyi, Yunanistan sigarayı yasakladı

Gelecekte Moskova veya Yunanistan’a gitmeyi planlayanlar dikkat; bu haberi iyi okuyun.

Rusya'nın başkenti Moskova kent yönetimi tarafından alınan karara göre, alkolle ilintili suç oranını düşürmek için kentte geceleri votka ve diğer alkollü içeceklerin satışı yasaklandı.

Alınan karara göre, Moskova'daki marketlerde alkol derecesi yüzde 15'i geçen içkiler, 10.00-22.00 saatleri arasında satılabilecek.

Yetkililer, yasağın bugünden itibaren yürürlüğe girdiğini belirterek, yasaktan bar ve restoranların etkilenmeyeceğini kaydettiler.

Moskova'da alınan yasak kararının amacının alkol kullanımını azaltma, gençleri alkolden uzak tutma ve alkolden kaynaklanan suçları engelleme amacı taşıdığını kaydeden yetkililer, bu sayede alkolden kaynaklanan ölümlerde de düşüş beklediklerini ifade ettiler.

Yunanistan'da dün yürürlüğe giren yasaya göre, sigara yasağını ihlal edenler 50 (97 TL) ile 500 (975 TL) avro arasında para cezasına çarptırılacak ve isimleri polis siciline geçirilecek.

Sigara içilmesine izin veren işletmelerin de, 1500 avrodan (2 bin 926 TL) 10 bin avroya (19 bin 506 TL) dek çıkabilecek para cezalarına çarptırılması öngörülüyor. Lokanta ve kafe sahipleri ekonomik kriz dönemde, hükümetin kendilerini hedef aldığını söylüyor. Son bir yıl içinde ikinci kez ve daha sıkı bir yasak uygulamasını başlatarak sigara tüketimini düşürmeyi hedefleyen hükümetse kamu sağlığını korumayı amaçladığını vurguluyor.

Yunanistan’da Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Fakültesi’nin de yardımıyla, çocuklara sigara karşıtı oyunlar dağıtılması da dahil, çok kapsamlı bir kampanya başlatılıyor. Ülkede 15 yaş üstü insanların yüzde 42’si sigara kullanıyor. Avrupa genelinde bu oran yüzde 29.