17 Eylül 2010

1. Sultanahmet Simit Festivali

Dünyanın İlk Fast Food'u Simit, Sultanahmet Meydanı'nda Kendi Adına Düzenlenen Festival Programı Çerçevesinde Tanıtım Atağında…

Fatih Belediyesi, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Simit Sarayı'nın birlikte düzenlediği 'Sultanahmet Simit Festivali', İstanbul simidini tüm yönleriyle tanıtmak, kültürel bir ürün olduğunu vurgulamak ve simide dikkat çekmek amacıyla festival düzenledi.

16 - 19 Eylül 2010 tarihleri arasında 4 gün sürecek festival süresince birçok etkinlikler gerçekleştirilecek. Etkinliklerin yanı sıra, festival programı çerçevesinde belirli zaman aralıklarında vatandaşlara ücretsiz simit ve çay dağıtılacak.

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in ev sahipliğinde 'Sultanahmet Simit Festivali', Sultanahmet Meydanı, Mehmet Akif Ersoy Parkı ve Amfi Tiyatro Sahnesi'nde başladı. Festivalin açılışı programına İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur, Ulusal Franchise Derneği Genel Başkanı Mustafa Aydın ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Festival'in açılışında konuşan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, yaklaşık 500 yıldır ağızlarımızı tatlandıran, bir dönemin saray aşı, bir başka dönemin gariban aşı, şimdinin ise sevilen atıştırmalığı simide vefa borcumuz var diyerek kendi adını taşıyan bir festival gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Başkan Demir, " Sultanahmet Simit Festivali ile Türkiye'de, hatta dünyada bir ilki başlatmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz. Tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkmamız gerekiyor. İşte Simit Festivali de, bizim olanın altını çizmek ve tarihe not düşmektir…" dedi.

Simit Festivali çerçevesinde konserler, gösteriler, yarışmalar, sergiler düzenlenecek. İstanbul Hanımefendisi ve Beyefendisi tiplemeleri, Karagöz ve Hacivat'ın Simit Maceraları, tahta bacak, jonglör, sihirbaz, ateşbaz ve Semazen gösterilerinin yanı sıra karikatüristler festival alanına gelenlerin karikatürlerini de çiziyor. Festival boyunca her akşam 21:00 - 23:00 saatleri arasında müzik gruplarının konserleri olacak.

Dolapdere Big Gang, Fatih Belediyesi Ahırkapı Roman Orkestrası, Güzin ve Baha ile Nostalji, Romanist Latino, Grup Göçmen's, Fatih Belediyesi Mehter Takımı,
Seyr-ü Sefa, Fasıl Heyeti her akşam bir konser verecek.

Sultanahmet Simit Festival'i programı çerçevesinde 'İstanbul Simidi'ni anlatan, Türkçe-İngilizce 25.000 bilgilendirici broşür yerli ve yabancı konuklara dağıtılıyor.

Tanıtım afişleri de asılan alanda, belgesel niteliğindeki İstanbul Simidi'nin tanıtıcı filmi festival boyunca alanda gösterilecek.

Festival alanına kurulan stantlarda İstanbul Simidi'nin hazırlanması, pişirilmesi gösterilecek ve belirli zaman dilimlerinde gelen misafirlere simit ve çay ikram edilecek.

Ayrıca alanda kurulan stantlarda çocukların simit hazırlamasına ve onu pişirmelerine imkan sunulacak, minikler kendi pişirdikleri simitleri de yiyebilecekler. Festival çerçevesinde bir de 'fotoğraf maratonu' adı altında fotoğraf yarışması gerçekleştiriliyor.

Tarihi Yarımada'da yapılan Sultanahmet Simit Festivali ile İstanbul Simidi'nin hem Türkiye'ye, hem de dünyaya tanıtılması hedefleniyor. Festivalle ilgili daha detaylı bilgi, www.simitfestivali.com adlı web sitesinden temin edilebilir.

Kim daha mutlu? İki yıldız müşterileri mi, beş yıldız müşterileri mi?

Eğer online yorumlar dikkate alınırsa, beş yıldızlı lüks otellerin müşterilerinin, iki yıldızlı ve sıradan otel müşterilerinden daha mutlu olmadıkları ortaya çıkıyor.

Bunun nedeni, beş yıldızlı otellerin misafirlerine iki yıldızdan daha düşük kalitede hizmet sunmaları olabilir mi? Elbette hayır. Ancak, beş yıldız söz konusu olduğunda müşterilerin beklenti çıtaları çok yükseliyor ve adeta mucizeler isteniyor.

Bu durum klasik değer dengesinin mükemmel bir örneğidir. Fiyat ve hizmet kalitesi birlikte yükselirse, bu daima algılanan değer ve müşteri tatmininin de aynı oranda yükselmesini sağlamıyor.

Çok daha fazla ödeyen müşteri ister istemez aynı oranda beklentiye giriyor ve aslında en küçük bir hatada ya da istekleri karşılanmadığında, mutsuz olmaya hazır hale geliyor.

İki yıldızlı otellere giden müşterinin, beş yıldız müşterisinden farklı olarak beklentileri çok düşük oluyor. Hayal kurmuyor. Ödediği bedelin karşılığında alabileceği hizmet kalitesinin nerede olabileceğini biliyor ve sıkıntı yaşamıyor.

İki yıldızlı otellerde kimi zaman işletmeci küçük jestler yapıyor ve müşteri tatminini daha da yükseltiyor. (tourexpi)

Devlet bütün müzeleri ve ören yerlerini terk ediyor


Aralarında “İstanbul Ayasofya Müzesi, Topkapı ve Harem Bölümü, Efes Ören yeri, Göreme Açık Hava Müzesi”nin de bulunduğu, Türkiye’nin en önde gelen 48 müze ve ören yerinin gişe kontrol sistemlerinin özelleştirilmesi ihalesi başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, ihaleye kaç firmanın katıldığı ve bunların isimleri dahil ana bilgilerini açıklamazken, bir bakanlık yetkilisi, “Bakanlık bundan önce yapılan müze ve ören yerlerinin satış mağazaları ihalesinde olduğu gibi bu ihaleyi de basından ve kamuoyundan kaçırıyor” diye konuştu.

Şartnameye göre ihaleyi alan yüklenici, aynı zamanda işi denetleyecek. Yüklenici teklifiyle bilet fiyatları artabilecek, şartnamede belirtilmeyen “yeni ürün ve alanlar” da pazarlanabilecek.

Yetkililer, “İhalede şimdiye kadar kaç firma teklif verdi, bu firmalar kimler, ihale süreci nasıl işleyecek” sorularını, “Bu bilgilerin tümü sonuç aşamasında açıklanacak.

Bu süreçten önce bilgi vermemiz kesinlikle yasak. İhale süreci başladı, bir hafta devam edecek” şeklinde yanıtladı.

İhalenin basına kapalı yapılması ve Anadolu Ajansı tarafından da izlenmemesi dikkat çekti.

Bakanlığın ihale şartnamesine göre zorunlu belgeleri uygun bulunan istekliler, dünden itibaren birer saatlik sunumlarla “Faaliyet Projesi Teklifleri”ni sunacak. Şartnameye göre her işgünü en fazla dört sunum yapılacak. Bakanlık yetkililerinin ihalenin bir hafta kadar süreceğini belirtmelerinden, ihaleye 15-20 firmanın katıldığı sonucu çıkıyor.

İhale şartnamesinin bazı hükümleri ise şöyle:

Kültürel miraslar ‘işyeri’ oldu: Şartnamede müze ve ören yerleri “işyeri” olarak tanımlandı.

Yüklenici aynı zamanda denetleyici: Şartnameye göre “mal ve hizmetler anlamında yüklenici faaliyetlerini denetleyecek” Proje Denetleme Grubu (PDG) üyeleri arasına, yüklenicinin atayacağı Proje Geliştirme Grubu (PGG) başkanı da katılıyor. Böylece projeyi denetleyecek grup içinde yüklenicinin elemanı da bulunacak.

Giriş fiyatları artabilecek: Şartnamede “fiyat belirlemeleri Bakanlık tarafından yapılacak, yüklenici belirtilen konularda teklif getirebilecektir” denilerek müze ve ören yerlerine girişlerdeki fiyatların artırılmasının önü açıldı.

İhale kapsamı genişletildi: Şartnameye “başta İstanbul olmak üzere, İzmir, Antalya, Muğla, Nevşehir illerindeki ziyaret alanlarına veya kültür turizmine hizmet edecek başkaca alanlara” ifadesi eklenerek, 48 müze ve ören yeri dışındaki yerler de ihale kapsamına alındı.

Selda Güney/Murat Kışlalı/Cumhuriyet

Kasaba Halkı Uyuşturucu Turistlerinden Bıktı

Maasctrich çok sayıda turist çeken bir ortaçağ kasabası. Resmi verilere göre her yıl 2 milyon turist bu küçük kasabayı ziyaret ediyor.

Ama bilinen turistik ziyaretlerden farklı olarak, buraya gelen gençler çevreyi görmek için değil, heyecanlı bir hafta sonu marihuana partisi için geliyorlar.

Kasabada tam 13 tane kafe var ve gençler burada marihuana ve esrar satın alabiliyor. Kafeler özellikle hafta sonlarında çok yoğun oluyor. Ancak bu yoğunlukta Hollanda’lıları görmek biraz zor. Kafe müşterilerinin çoğu Belçika ve Almanya’dan geliyor.

Ihned.cz internet sitesinin haberine göre Maastrich ve diğer sınır kasabaları artık bu istenmeyen turistlerden kurtulmanın yollarını arıyor. Araştırmalar marihuana turistlerinin ziyaret ettiği kasabalarda suç oranlarının yükseldiğini gösteriyor.

Kasaba yetkilileri sadece marihuana satın almak için gelen turistleri geri çevirecek yasal yollar arıyor, ancak AB ülkeleri arasındaki serbest ticaret anlaşması bunu engelliyor.

Kuşkusuz gerçekler ortada. Bu kasabalardaki suç oranı marihuana servisi olmayan diğer kasabalara göre neredeyse üç kat daha fazla.

Maastrich sakinleri huzursuzluktan ötürü çok şikayetçiler. Gençler marihuana için kasabaya geliyor, aşırı gürültü ve kaba tavırlarla esnafı rahatsız ediyor. Öte yandan bu talep uyuşturucu çetelerinin kasabaya yerleşmesine neden oluyor.

15 Eylül 2010

TARİHİ KÖPRÜ YIKILMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

Antalya'nın Serik İlçesine bağlı Belkıs beldesinde, Köprüçay Irmağı üzerinde kurulu tarihi Belkıs Köprüsü yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Milattan Sonra 4. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen 'Eski Köprü', 'Köprü Pazar', 'Sultan Alaaddin', 'Belkıs' gibi çeşitli isimlerle anılıyor.

Belkıs Belediye Başkanı Remzi Yıldız, tarihi köprüde kalıcı hasar oluştuğunu ifade ederek yetkilileri göreve davet etti. Geçen yıl şiddetli yağış sonucunda meydana gelen sel felaketinde tarihi köprünün ayaklarından birinin oyulduğunA işaret eden Yıldız, şöyle konuştu: "Buradan dev bir parça düşmüştü. Bunun için Anıtlar Yüksek Kurulu tadilat için yaptığı proje bir müteahhit tarafından yarım halde bırakıldığını gördük. Tarihi eski köprü bu haliyle kaderine terk edilmiş durumda bölgemizde yağışların zamanı yaklaşıyor. İlk yağışların ardından köprü altında bir çalışma yapmak imkansız hale gelecek. Yetkilileri buradan uyarıyorum. Tarihi köprü yıkılmak üzere."

Tarihi köprünün durumuyla ilgili başta Antalya Valiliği olmak üzere çeşitli kurumlara yazı yazdığını anlatan Başkan Yıldız, halen bu konuda herhangi bir cevap alamadığını sözlerine ekledi.

Türk tatilcinin gerçek profili

Pazar araştırma şirketi Millward Brown'un Türk toplumunun tatil alışkanlıklarını ve tercihlerini belirlemek amacıyla 510 kişi ile yaptığı anketin sonuçları oldukça çarpıcı bulgular ortaya koydu.

İstanbul, İzmir, Ankara, Samsun, Bursa, Antalya, Erzurum ve Gaziantep'te bilgisayar destekli yüz yüze anket yöntemi ile yapılan ''Türklerin Tatil Alışkanlıkları Araştırması''nın sonucunda tatilin Türk halkının hayatının bir parçası haline geldiği belirlendi.

Araştırmaya göre, yılda en az 1 kez tatil yapanların oranı yüzde 58'e kadar çıkarken, bu oran tatilin Türk halkının bir parçası haline geldiğini ortaya koydu.

Araştırmaya göre katılımcıların birçoğu tatil kavramını yaz tatili olarak gördüklerini belirtirken yine büyük çoğunluk en ideal yaz tatilini ''Plaj, deniz olan herhangi bir yer'' olarak tanımlıyor.

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 58'i yılda bir kez tatile çıktığını belirtirken yüzde 27'lik bir kesim de yıl içerisinde tatile çıkmadıklarını söyledi.

Yılda kaç kez tatile çıktınız sorusundan yola çıkarak belirlenen bu bulgunun yanı sıra şehirler baz alındığında ise Ankaralılar ve İzmirlilerin İstanbullulara kıyasla daha az tatile çıktıkları ortaya çıktı.''Bu yıl tatile 2–3 kez çıktım'' diyenler ise çoğunlukla AB grubu ve İzmir'de yaşayan görüşmeciler oldu.

EN ÇOK YAZ TATİLLERİNİ SEVİYORUZ

Türk halkının en çok hangi zamanlarda tatile çıktığının belirlenmesi amacı ile ''Kaç gün Yaz tatili yapıyorsunuz?'' sorusunun yöneltildiği katılımcıların yıl içinde yaptığı tatil günü sayısı ve yaz tatili günü kıyaslandığında sonuçların paralel olduğu yani yapılan tatillerin çok büyük oranda yaz döneminde olduğu sonucu çıktı.

Araştırmadan çıkan bu sonuca göre katılımcıların hemen hemen hepsi için tatil kavramı yaz tatilinden ibaret. Anket katılımcılarının yüzde 77'si yılda en az bir kez yaz tatili yaptıklarını belirtirken, iki veya üç kez yaz tatili yapanlar ise katılımcıların yüzde 15'ini oluşturdu.

Yılda 2–3 kez tatil yapan kişiler yüksek sosyo ekonomik grubuna mensup kişilerden oluşurken, Ankaralılar diğer illerde yaşayan görüşmecilere kıyasla daha az yaz tatili yaptıklarını belirtti.Bölgeler bazında bakıldığında ise İzmirliler yine diğer illere kıyasla daha çok yaz tatili yapıyorlar.

İDEAL YAZ TATİLİ ''PLAJ, DENİZ OLAN HERHANGİ BİR YER''

Türk halkının ideal yaz tatili anlayışının ne olduğu ve gerçekten bireylerin hayallerinde ki yaz tatilini gerçekleştirip gerçekleştiremediğinin belirlenmesi amacıyla katılımcılara yöneltilen anket soruları sonucunda deniz kenarlarının katılımcılar için en ideal tatil mekanlar olduğu ortaya çıktı.

Buna paralel olarak da ankete katılan görüşmecilerin yüzde 51'i bu yıl ki yaz tatillerini plaj, deniz olan herhangi bir yerde geçirdiğini belirtti.

Yüksek gelir gruplarında katılımcıların yaz tatillerinden beklentileri yurt dışı egzotik yerler olurken, daha düşük sosyo ekonomik gruplarda ise aile/tanıdık ziyaretleri ön plana çıktı.

Tüm bu beklentiler doğrultusunda bakıldığında ise deniz ve plaj olan yerlere gitmeyen katılımcıların yarısının tatilini evde televizyon karşısında diğer yarısı ise tanıdık ziyaretlerinde yaz tatillerini geçirdiği görüldü. Hayalleri süsleyen yurt dışı gezilerini ise çok az kişi gerçekleştirebildi.

Araştırma sonuçlarına göre, deniz ve plaj olan herhangi bir yerde ideal yaz tatillerini yapabileceklerini söyleyen İzmirli katılımcıların çoğunluğu belirttikleri gibi, deniz, plaj olan herhangi bir yeri tercih etti.

Tatil tercihlerini etkileyen unsurlarında incelendiği araştırmaya göre, yüzde 43 oranında kişi tatil tercihi yaparken yapılabilecek aktivitelere önem verirken bunu sırasıyla kalınacak mekanın özellikleri ve gidilecek şehir ya da ülkenin özellikleri takip etti.

ANKARA TATİL BÜTÇESİNİ ARTIRIRKEN İSTANBUL AZALTTI

Katılımcıların tatile ayırdıkları bütçeler incelendiğinde ise katılımcıların büyük bir kısmı yüzde 57'si geçen seneye kıyasla bu sene yaz tatil bütçelerinin değişmediğini belirtti.

Çıkan sonuçlara göre en fazla Ankaralıların geçen seneye göre yaz tatili bütçelerini arttırdığı görülerken, İstanbul'lular ise diğer iller arasında en fazla bütçeyi azaltan grup olarak belirlendi.

Araştırmadan çıkan sonuçlara göre AB grubu katılımcıların diğerlerine göre daha az tatil yaptığı ancak yaptıkları tatil için en yüksek harcamayı gerçekleştirdikleri belirlendi.

En uzun tatilleri ise D grubu görüşmeciler yaparken tatillerini akraba/aile yanı gibi seçeneklerle daha az maliyete gerçekleştiriyor.

Araştırma dahilinde katılımcılara yöneltilen ''Yaz tatilinizi planlıyor musunuz?'' sorusundan çıkan sonuçlara göre ise Türk halkı yaz tatili planlarını yaparken erken rezervasyon yerine, en fazla birkaç hafta öncesinde karar veriyor veya son dakikayı bekliyor.

Erken rezervasyonu ise AB grubu diğer sosyo ekonomik gruplara kıyasla daha çok tercih ediyor. (Sabah.com.tr)