7 Eylül 2010

Free Shop limitleri artırıldı


Gümrüksüz satış mağazalarında (Free Shop) yolcuların satın alabilecekleri ürünlerin miktarlarında artırıma gidildi.

Limit düşürülmesinden mağdur olan şirketler limitlerin artırılması için girişimlerde bulunmuştu. Şirketler, limitlerin artırılmaması halinde, zararlarının karşılanmasını istemişti. Bunun üzerine harekete geçen Gümrük Müsteşarlığı, yeni düzenleme ile gümrüksüz satış mağazalarında bugünden itibaren limit artırımına gitti. Yapılan yeni düzenlemeyle birlikte yurt dışından Türkiye’ye gelen bir yolcu, sigarada 3 karton, alkollü içecek de 2 litre, parfümde ise 1000 ml ürün satın alabilecek.
Ülkeye giriş yapan yolcular için kişibaşı alışveriş limitleri, Gümrük Müsteşarlığı tarafından yapılan düzenlemeyle şu şekilde belirlendi:

Düzenleme öncesi sigara limiti: 2 karton

Yeni düzenleme ile sigara limiti : 3 karton

Alkollü İçecekler: Düzenleme öncesinde yüzde 22'den fazla alkol içeren içkiler için limit 1 litre olarak belirlenmişken, yeni yapılan düzenleme ile 2 litre olarak belirlendi.

Bununla birlikte yüzde 22'den az alkollü olan ürünlerde limit 2 litreyken, yeni düzenlemeyle birlikte 3 litre olarak alınabilecek.

Parfüm: Parfümde eski limit 600 ml iken, düzenleme sonrası 1000 ml parfüm alınabilecek.

Çikolata: Eski limitlere göre 1 kg çikolata alınabilirken, yeni düzenleme ile birlikte çikolata limiti 2 kg olarak belirlendi.

6 Eylül 2010

Ryanair’in patronundan bir çılgın fikir daha

Daha önce ayakta yolcu taşıma ve ücretli tuvalet uygulamaları ile gündem yaratan Avrupa’nın en büyük düşük maliyetli havayolu şirketi Ryanair’in başkanı Michael O’Leary, yeni önerisiyle herkesi tekrar şaşırttı.

O’Leary uçuş maliyetlerini daha da düşürmek için getirdiği yeni öneride, “Neden uçaklarda iki tane pilot var? Sadece bir pilot yeterli. İkinci pilotu çıkarırsak bilgisayarlar da uçağı kullanabilir ”dedi.

Pilotlardan biri kalp krizi geçirirse ne olacak sorusunu ise, “Ryanair’in kabin personelinden biri uçağı indirmek için eğitilmiş olacak. Acil durumlarda pilot alarmı çalıp hostesi çağırabilir ve uçağı kontrol etmesini sağlayabilir” diye yanıtladı.

Ancak tek pilot uygulaması için akıl almaz diyen eski pilot Patrick Smith, “ O’Leary’nin uçakların kendi kendilerine uçtuğuna dair yanılgısı var. Olaysız uçuşlarda bile ikinci pilotun orda olması çok önemli” dedi.

O’Leary zaman zaman ortaya attığı hava taşımacılığını ucuzlatmaya yönelik çılgınca fikirleriyle, birçok insanı şaşkınlığa düşürmesiyle biliniyor.

AYAKTA YOLCULUĞU ÖNERMİŞTİ

Ryanair, ABD’deki 11 Eylül terör saldırıları, Nisan ayında İzlanda’da yaşanan volkan patlaması ve küresel resesyon gibi kriz dönemlerinde yarattığı avantajla bölgesel bir hava yolu şirketi olmaktan çıkıp, 7,000 çalışanıyla 26 ülkedeki 1.100 güzergaha uçan büyük bir havayolu şirketi haline geldi.

O’Leary, yaz başında 10 sıra koltuğu 15 sıraya çıkaracak, “ayakta koltuk” uygulaması ile gündeme gelmişti. O’Leary bu şekilde uçakların yolcu taşıma kapasitelerinin 30 kişi artacağını savunmuştu.

Ryanair biletlerin fiyatlarını düşürmek için ücretli tuvalet uygulamasına geçmeyi planladıklarını belirtmişti.

O’Leary’nin bu fikirleri bazı kesimlerin eleştirilerine de neden oluyor.

Kar amacı gütmeyen yolcu haklarını savunma örgütü FlyersRights’ın kurucusu Kate Hami, O’Leary için, “Her ağzını açtığında insani değerleri aşağılıyor. ” dedi.

Temmuz ayında Avrupa’da 7 milyondan fazla yolcu taşımayı başaran ilk hava yolu şirketi olan Ryanair, en yakın rakibi 2.3 milyar dolar kar eden easyJet Plc’yi büyük farkla geçerek 7.2 milyar dolarlık kar elde etti.

İnsanlığın en eski sarayı açık hava müzesine dönüşüyor

Malatya’nın Ordüzü köyü yakınlarındaki Aslantepe antik bölgesindeki 5000 yıllık saray gelecek yıl açık hava müzesi olarak turizme kazandırılacak.
Aslantepe Dünyanın bilinen en eski yerleşim birimlerinden birisi ve MÖ 3300 tarihine kadar uzanan bir tarihi var. Restorasyon çalışmalarını İtalya La Spienza Üniversitesi öğretim görevlisi Marcella Frangipane yürütüyor.

Frangipane açık hava müzesinin açılması ile ziyaretçilerin Aslantepe kentinin kuruluş sürecini, sistemin nasıl kurulduğunu izleme şansı bulacak. Kazı ekibi sarayın her odasını ayrı ayrı düzenledi ve tavanları bozulmaktan korumak için özel olarak bir madde ile kapladı.

Sarayda bir tapınak, bir mahkeme salonu, depolari koridorlar var. Kazılarda o dönemde de bir bürokrat sınıfının varlığını kanıtlayan mühürler de bulundu.

Bu uygarlık bir yangın ile sona erdi, ama saraydan geriye kalanlar insanlık tarihinin ortak mirası ve o dönem Anadolu uygarlığı için yepyeni bilgiler veriyor.

İstanbul’un dünya mirası listesinden çıkartılması reddedildi.

Dünyayı kandırıyor muyuz?

Birleşmiş Milletler, bilim, kültür ve eğitimi örgütü UNESCO’ya bağlı Dünya Mirası Komitesi, bir süre önce Brezilya’da yaptığı toplantıda, İstanbul’un dünya mirası listesinden çıkartılarak tehlike altındaki dünya mirası listesine alınması yönündeki talepleri oybirliğiyle reddetti.
Ancak Türkiye’den bazı taleplerde bulunuldu.

Bunların başında, Haliç metro geçişi köprü projesinin başta Süleymaniye Camii olmak üzere, İstanbul'un tarihi yarımadasının görüntüsünü zedeleyip zedelemeyeceğinin tespiti için bağımsız bir değerlendirme yaptırılmasıydı. Kararda, Four Seasons Oteli’nin ek inşaatının mahkeme kararıyla durdurulması da, memnuniyetle karşılandı.

Peki, tehlike altındaki dünya miras alanı listesine alınsaydı ne olacaktı?

Eğer bu listeye alındıktan bir yıl sonra da gelişme sağlanmasaydı, listeden tamamen atılıp büyük prestij kaybına uğrayacaktık.

İstanbul’un en büyük düşmanı cehalettir. Cehaletle mücadele edemediğimiz için depreme karşı bir şey yapmamız mümkün değildir. Çünkü biz yerel yöneticilerle görüşemiyoruz. Ülkemizde bu cehaletle mücadele etmek mümkün müdür, tabii ki mümkündür.

İstanbul'da yaşayan halk ve İstanbul'u yöneten hükümet, bu statüyü kullanarak kötü işler yapıyor. Dolayısıyla UNESCO'nun ‘Bu kadar ahlaksızca oynanan oyunda biz yokuz’ demesi lazım. Halka bunun vehameti anlatılabilirse, belki halk kendisini yöneten bu adamlara karşı bir cephe alır. Şu anda İstanbul bir depremin birkaç dakikada yapacağı zararı her beş senede yaşıyor zaten. Bunu yerel yönetimler, hükümetler yapıyor.

Zarar derken, İstanbul’un tarihi yapısının bozulması, alt yapısı içerisinde gerekli hizmetlerin çağdışı kalmasını kastediyorum. Örneğin Ayamama’yı yerleşime açıp, orada şahane binalar dikiyorlar. Ama senin bina diktiğin yerin coğrafyada bir adı var; taşkın ovası. Taşkın ovasına ev yapan adam, taşkında su altında kalmaya davetiye çıkartıyor. Bu hükümet geldiğinden beri İstanbul üzerinde oynanan oyunlar korkunçtur. Bir depremde neler olacak, trafik tıkanacak, bir felaket yaşanacak ve herkes kaçmaya çalışacak. Koca gökdelenlerin boşaldığı anda Zincirlikuyu’dan Boğaziçi Köprüsü’ne saat akşam 6,5 gibi girmeye çalış, giremezsin. Çünkü yolu otobüsler işgal etmişlerdir. Bunlar servis otobüsleridir. Binada çalışanların otobüsleridir. O binalar adam gibi yapılsaydı, hepsinin garajı olurdu. Yola göre yapılırdı. Türkiye’nin en yüksek binasını diktiler oraya ama garajlar nerede? İstanbul depremi maksimum iki dakika sürebilir. Depremin iki dakikada vereceği zararı bu adamlar 8 yılda parti parti veriyorlar.

Dünyayı kandırmaya artık bir son vermeliyiz. ( Kaynak T24.com )

Türkiye Rusya arası seyahatlerde vize neden kalkmadı?

İki ülke vatandaşlarının karşılıklı seyahatlerde uygulanması beklenen vize muafiyeti, ‘İade’ sorununa takıldı.

Türkiye ve Rusya arasındaki vizesiz rejiminde sessizlik var. Vizesiz geçiş için, bir ülkede kaçak yakalananların diğer ülkeye iadesine ilişkin anlaşmanın onayı bekleniyor. Türk tarafı bu süreçte tüm onayları imza altına alırken, Rus tarafındaysa ise söz konusu süreç uzadı

Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in Ankara ziyareti sırasında imzalanan Türkiye ve Rusya arasında bir aylık vizesiz dolaşım anlaşması, hem Türkleri hem de Rusları heyecanlandırmıştı. Rus tarafında vizelerin kalkmasını sevinçle karşılayan Rusya Tur Operatörleri Birliği Başkanı Maya Lomidze, bunun Türkiye'nin Rus turistlerine olumlu bakışın sonucu olduğunu söylemişti.

Anlaşma, Türkiye vatandaşlarının kalış süreleri bir ayı geçmemek üzere Rusya'ya turizm amaçlı vizesiz giriş yapabilmelerini, Rusya vatandaşlarının da Türkiye gümrük kapılarında ödedikleri 20 dolarlık vize ücretinin kaldırılmasını öngörüyor. Gelinen noktada, anlaşmaya göre Rusya ve Türkiye'nin vizeleri 27 Temmuz'da kaldırması gerekirken, iki ülke arasında hala vize rejimi devam ediyor.

Turkrus.com adlı internet sitesinin haberine göre Rusya'nın önde gelen turizm sitelerinden Tourinfo.ru, 'Türkiye ile hala vizeler kalkmadı' başlıklı bir haber yayınladı. Habere göre Rusya-Türkiye arasındaki vizesiz rejim anlaşmasının yürürlüğe girmemesinden Rus turistlerin de yakındığını yazdı. Bu arada Türkiye'de de pek çok kişi 'Rusya ile vizenin fiilen kalktığını' sanıyor.

Tourinfo.ru sitesi, vizesiz rejim anlaşmasının halen yürürlüğe girmediğine dikkat çekerek, 'Rus turistlerin hala Türk vizesi için para ödemeleri gerekiyor' diye yazdı. Türkiye'ye giden bazı turistlerin, vize için halen para talep edildiğini gördüklerinde şaşırdıkları belirtilen haberde, 'Turistler, tur paketi satın aldıkları acentelerin kendilerini bu konuda bilgilendirmemelerinden şikayetçi' denildi.

Rusya resmi turizm kurumu Rosturizm kaynaklarına göre vizesiz rejimin uygulanmaya konması için, bir ülkede kaçak olarak yakalanan vatandaşın diğer ülkeye iadesine ilişkin anlaşmanın onaylanması bekleniyor. Türk tarafı onay sürecini tamamladı. Bu aşamada Rus tarafının onayı bekleniyor. Pegas Turistik'in Genel Müdürü Anna Podgornaya, 'Herkes Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın cevabi kararını bekliyor' dedi.

TUROB Başkamı Timur Bayındır, Rusya'da bürokrasi ağır işlediği için henüz işlemlerin tamamlanmadığını belirtti. Bayındır, bunun Rus turistler için bir engel teşkil etmediğini, gelmek isteyenlerin kolaylıkla vize alarak Türkiye'ye geldiğini ifade ederek, 'Vize kalktığında tabii bu ekstra bir teşvik olacak' diye konuştu. Bazı kaynaklar, Rusya'nın uzun yaz tatilinin ardından konunun sonbaharda gündeme geleceğini ve yıl sonuna kadar vizesiz rejimin uygulamaya girebileceğini belirtiyor.

İngiliz güzellik standardı: En çirkin kadın İngiliz, en güzeli Türk

İngiltere’de yapılan “Hangi ülke en çirkin kadınlara sahip” anketinde, İngiltere açık ara farkla birinci olmayı başardı. Türkiye ise listenin sonunda yer aldı.

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, birçok kritere dayanılarak yapılan ankette İngiliz kadınlar neredeyse her alanda en düşük puanları aldı. Çok hızlı içen, geğiren, korkunç bir şekilde giyinen İngiliz kadınları, ankete katılanlar tarafından ‘kadınlara uyan davranışlar göstermeyen’ ve ‘aşırı kilolu’ olarak yorumlandı.

İngiliz kadınlarına en çok puan kaybettiren üç özellikleri ise ‘kaba olmaları’, ‘erkekler gibi içmeleri’ ve ‘bir yerde sızıp kalmaları.’ Ancak şikâyetler bununla bitmedi. Katılımcılar, İngiliz kadınlarını çirkin dövmelere sahip olmak, çok dar bikini ve futbol tişörtleri giymek ve suça bulaşmakla eleştirdi.

Real Holiday tatil sitesinin hazırladığı ankette, İngiliz kadınlar yüzde 22.4 ile en çirkin listesinde birinci olurken, ABD’liler yüzde 16.7 ile ikinciliği elde etti.

Doğu Avrupalılar ve İspanyalı kadınlar yüzde 15.7’yle üçüncü oldu. Listenin sonunda Türk kadınları yer aldı.

Sitenin sahibi Gary Hewitt, elde edilen sonuçlarla şok geçirdiklerini belirtti. Hewitt, “İngiliz kadınları gittikçe erkeklere benzemeye başladı. Sürekli içiyorlar ve sızıyorlar. Artık kendilerine dikkat etmeleri lazım” dedi.