13 Nisan 2012

Tatil Sonrası İşe Motive Olmak

Haftanın en sevmediğiniz günü hangisi? Çoğumuzun bu soruya yanıtı Pazartesi olur. Alarm saatinizle iki günlük ayrılığınız sabahın ilk saatlerinde uykunuzu delip geçen bir sesle noktalanır. Hayır, birkaç dakika daha uyuyayım diye var gücünüzle alarm saatinizi kapatırsınız… Sabah uykusunun son birkaç saati öyle değerlidir ki kimi zaman kahvaltı ya da işe servisle gitmenin önüne geçer. Kendinizle mücadeleniz ofise ilk adım attığınız zamanlara kadar sürer. Sonra, bir de bakarsınız çevrenizdeki iş arkadaşlarınız, yöneticileriniz de henüz uyanamamış. Kimi kahve ve çay içerek kendine gelmeye çalışıyor, kimi bilgisayarlarının arkasına saklanmış önlerindeki uzun haftanın programını inceliyor.

Keyifli haftasonlarının ardından ofise gelmek, stresli kararlara imza atmak, hassas insan ilişkilerini yönetmek, problemlere çözüm aramak gözünüzde büyür.

Peki ya, uzun bir tatilden sonra işe döndüğünüz Pazartesi kendinizi nasıl hissedersiniz?

İsteksiz, Moralsiz, Düşük Motivasyonlu, Sıkıntılı…
Geçen hafta bayram tatilinde ayaklarınızı uzatmış şezlongda güneşleniyordunuz, tek sıkıntınız biraz gölgeye mi geçsem fazla mı güneşte kalıyorum düşüncesiydi. Sıcaktan rahatsız olduğunuzda denize veya havuza girerek rahatlıyor, karnınız acıktığında en yakında gördüğünüz garsondan atıştırmalık birşeyler sipariş ediyordunuz… ekmek elden su gölden… Ne oldu geçen haftanın konforuna?

Her Güzel Şey Gibi Sonu Geldi
Bu haftanın konusu ise, işe dönmek. Yarım kalmış projeler, tahsil edilecek ödemeler, tatil sonrasına ertelenmiş her iş sizi bekliyor. Şu an yapmanız gereken geçen hafta depoladığınız enerjiyi işe adapte etmek. Söylemesi kolay ancak iş uygulamaya gelince eski motivasyonunuza ulaşmak zaman alabilir. Kendinize karşı anlayışlı olun.

Tatil sonrası sendromu kurumsal dünyada birçok profesyonelin yaşadığı bir durumdur. Önemli olan tatilden işe adaptasyon sürenizi kısa bir geçiş dönemine indirebilmek ve yeniden tam performans işe yoğunlaşmaktır. Peki nasıl?

İşe Başlamaya Hazırlık Yapın
Tatilden işe geçişin zorlu olacağının farkında olun. Bu farkındalık sayesinde kendinize biraz zaman tanıyacaksınız. Öncelikle tatille işe dönüş arasında kısa da olsa bir zaman aralığı bırakmanız adaptasyonunuzu kolaylaştıracaktır. Örneğin, Pazar günü evinize dönmek yerine Cumartesi’den yolculuğunuzu tamamlayıp işe başlamadan bir günü işe hazırlık ve dinlenmeye ayırarak geçirebilirsiniz.

İşe Yumuşak Bir Geçiş Yapın
İşe başladığınız ilk günlerde yoğun planlar yapmaktan kaçının. Önemli kararları veya can alıcı toplantıları mümkünse hemen bayram ertesine planlamayın. Kendinize ve çevrenizdekilere işe alışmak için zaman tanıyın. Yumuşak geçişler herkes için faydalı olacaktır. Bu dönemlerde iş yükünüzü mümkün olduğunca hafif tutmaya çalışın. Böylece, işe alışma dönemini daha hızlı ve sancısız geçirebilir ve kısa sürede eski temponuza ve performans düzeyinize kavuşabilirsiniz.

Kendinize Acımasız Davranmayın
İşe döner dönmez ne yöneticilerinizin sizden beklentisi ne de sizin kendi kendinizden beklentiniz çok yüksek olmalıdır. Kimse sizden dağları devirmenizi, satışları ayağınızın tozuyla kapatmanızı veya ödemeleri birkaç saat içinde tahsil etmenizi beklemez. Denk gelir ve hemen tatil dönüşü işleriniz planladığınız gibi yolunda giderse ne güzel. Ancak, işleriniz şirketiçi ve dışında ağır bir şekilde ilerlerse de, dünyanın sonu olmadığını bilin. Birkaç gün içinde herkes bayram sonrası psikolojisinden çıkacak ve rutin iş düzenine dönecektir.

Çalışanlarınıza Tatil Dönüşü İçin İyi Bir İş Planı Yapın
Yönetici olarak tatil sonrası psikolojisini kırmanın en etkin yolu çalışanlarınıza hızla uygulayabilecekleri bir çalışma planı vermektir. Kısa süreli hedefler içerecek bu planla hem çalışanlarınızın işe yeniden adapte olmalarını kolaylaştırabilir, hem de birkaç gün içinde tamamladıkları işler sayesinde motivasyonlarını geri kazanmalarına yardımcı olabilirsiniz.

Spor Yapın
Spor yapmak insanı mevsim geçişlerinde, olası duygudurum değişikliklerinde daha güçlü ve zinde kılar. Fiziksel anlamda formda olmanız keyfinizin ve çalışma isteğinizin de hızla yerine gelmesine yardımcı olacaktır.

Tatil İçin Yaşıyorum
Uzun çalışma saatleri yüzünden birçoğumuzun kendine ayıracak zaman bulamaz. Oysa, yapmak istediğimiz, hayal ettiğimiz o kadar çok şey var ki… ancak ya zamanımız ya paramız kısıtlı!

Havayı güneşli gördüğünüz anda özgürce kendinizi vapura atmayı ve soluğu Büyükada’da almayı hayal edebilirsiniz. Ya da hep zaman ayırmak istediğiniz bir spora veya hobiye hiç düşünmeden saatlerinizi vermeyi ne çok istersiniz. Yazık ki sörf yapmak için Çeşme’ye gitmek veya henüz gün doğmadan hareket halinde olan böcek ve kuşların fotoğrafını çekmek için sabaha karşı yola çıkmaya ne haliniz ne de vaktiniz vardır. Tüm bu sizi siz yapan keyifli anları ‘tatil’ adını verdiğimiz senede bir veya iki haftaya sığdırmaya çalışırsınız. Para kazanmanızın işte kendinizi göstermenizin amacı ta derinlerde bu anları yeniden yaşamak içindir. Böyle önemli bir anlam yüklenen tatilden döndüğünüzde kendinizi bir boşluk içinde bulmanız neredeyse kaçınılmazdır.

Ölçülü Carpe Diem
Yapmanız gereken hayatınıza renk katan hobilerinizi tamamen tatillere bırakmayıp hayatınıza serpiştirmek olmalıdır. Küçük değişikliklerle hayatınızı daha anlamlı hale getirebilirsiniz. Örneğin, haftada birkaç saati sevdiğiniz bir işle uğraşmaya ayırabilirsiniz. Resim yapmak, takı tasarlamak, bisiklete binmek, yemek kursuna gitmek ya da bağbozumu gezilerine katılmak. Nelerden hoşlanıyorsanız onların peşine düşün. Unutmayın ki yapmak istediklerinizi ideal zaman geldiğinde yaparım diye ertelemek sadece zaman kaybına yol açacaktır. Bazen zamansızlık, bazen parasızlık, bazen plansızlık, bazense sağlık problemlerinden o ideal zaman hiç gelmeyebilir. Çoğu zaman ‘bugün’den daha ideal zaman yoktur….

Yaşam Nedir diye Soranlara
Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım
Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya, daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardan olurdum.
Farkında mısınız bilmem yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar.
Siz de “an”ı yaşayın.
Hiçbir yere, yanına:
Termometre, su, şemsiye ve paraşüt
Almadan gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabucumu fırlatır, atardım.
Ve sonbahar bitene dek yürürdüm çıplak ayakla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,
Güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım,
Bir şansım daha olsaydı eğer…
Ama işte, 85 imdeyim ve biliyorum…
Ölüyorum…

Kaynak: Dünya Gazetesi / Jorge Luis Borges

Tepkiler:

0 yorum :